
Agresif ve sinirli man im 

Sinsi erkek modu XD
Yeni Çizimlerim (^-^)
~S4League~
Ahh ahh oyuna başladım başlayalı söyle söyle bitiremedim her halde .. En sonunda biri bıkıp yeter artık dicek o derece oldu ... Tam bana göre dediğim oyunlar sırasında hem anime karakterleri var hemde silahlı ben böyle silahlı olan tüm oyunları severim... Yeterki silahları güzel olsun böyle acayip gözükmesin... Bir de karşıdakinin canı gözüksün
Vuruyorum vuruyorum ölmüyo gibi geliyo can gözükmeyince can gözükünce aha azaldı bir vurumluk canı kaldı felan diyorsun 

Ancak diğerlerinde böyle bir şey diyemiyorsun. Yeni oyunlar deniyorum hala ancak nedense bir türlü birinde kalamadım hesabı zaten hiçbir zaman öyle olmazdı. Oyunu tam olarak bitirdiğim oyun sayısı %40 felan anca vardır. Onlardan bir kaçı ise;
Resident Evil 3 (Nemesis gebermedi gitti oyun bitene kadar )
Age of Mythology( Strateji oyunu hep hileyle geçerdim lazerli ayı çıkartırdım
)
Medol of Honor (Tank bölümleri acayip zordu. )
Call of Duty ( İlk bölümünde en çok zorlandığım oyun
)
Half Life ( Bunda beyinleri tutan yaratıktan çok tırsardım nedense
)
İşte diğer oynadığım daha varda hepsinin sonuna gelmeden sıkılıp bırakmışımdır. Bunlardada hırs yapmıştım nedense bide merak uyandırıcıydı. Farklı bölümler felan görmek hoş...
Şimdi S4 ise tamamen farklı benim açımdan bazen sıkılabilirsin ama grup olarak çarpışmak süper oluyor. Bazen grup arkadaşına saysanda haklı veya haksız olsanda tutman gerekiyor kollaman karşı takımı öldürmen XD (Çoğu zaman bu ölümler komik oluyor. ) İlk başladığım zamanı hatırlıyorumda ben böyle bu silah tutukluk yaptı ateş etmiyor felan demeye başlamıştım. Ağır taramalı tüfek zor değiştiriyor.
Üst seviyeli bölümlere girince zaten bişi anlaman imkansız herkes ceylan gibi zıplaya zıplaya geliyo
birine bir kurşun isabet ettirim oleyyy diyesim geliyordu. Alışmak zor oluyor ilk oyunlara başlarken ama alıştımmı çok eylenceli oluyor.
Bir kaç tanıtım resmi buyrun. He birde benden tavsiye hemen üst alma dalışına geçmeyin en iyi kullandıgınız silahı ve skili aldıktan sonra üst alın. Önceki karakterde elbiseye hucüm etmiştim. Silahların süresi bitince dımdızlak kalmıştım ortada. Her silahın 5 saatlik bir süresi var. İlk verilen skil ve silahlar 9 saatlik o yüzden para biriktirip beğendiginiz skil ve silahı alın sonra kıyafet tercihlerini yapabilirsiniz parayıda ne kadar kişi öldürür ve kazanırsanız alırsınız. The end bu kadar 
Geri Dönüş
Evet bayadır yoktum. Hemde uzunca bir müddet...
Ama geri döndüm artık. Neden mi yoktum? Bir sürü olay oldu zaman buldukça bunuda yazacağım birsürü film ve anime, manga bitirdim. Ayrıca gözümde devasal gibi gözüken ÖSS sınavını da atlattım. Ohh bee kurtuldum sonunda...
Dünya varmış. O gün kalpten gitmediğime sevindim. Sınava geldiğimde karnıma ağrı girmişti. (Sanırsam aşırı stres yaptıgımdan oldu bu...) Gel gelelim sınava girdik. Bir süre böyle uzun uzun türkçe testlerine baktım. Az daha uyuyodum o derece uzunluktaydı. Çıktığımda ise her taraf veliler kaynıyordu. Her yerde bir aile her kafadan bir ses çıkıyor.
"Vah vah yazık
Çıktı bak çıktı.
Acaba neden çıktı."
Sağıma soluma baktım. Benden başka kimse yok. Gülmeye başladım istemsiz bir şekilde...
Gittim bizimkilerin yanına
"nasıl geçti." diye babam atladı hemen annem
"ne soruyon kıza..." diye tetikledi. Nedense son günlerde annem melek olmuştu zaten XD
Neyse parktan aşağıya doğru iniyoruz. Dilenci bir adam beni gördü. Kalktı ayağa ben
herhalde para isticek zannettim. Nerdeee
"geçtinmi kızım kazandın mı sınavı kazandın mı?"
bende ifade haa şaşkın şaşkın bakıyom.
Ne geçmesi dememe kalmadan. Babam
"Daha belli değil." dedi. Ben yok böyle bişi tüm Türkiye bu olayı tartışıyor her halde diyerek söylenmeye başlamıştım ki ilerdeki simitçide aynı soruyu sordu. Ya sabır
her halde eve gidene kadar her gelen geçen sınav nasıl geçti diye sorcakça yandığımızın resmidir diye geçiriyordum. O sırada Rose'u gördüm.Ona el salladık karşıya geçti. Bizim aramızdaki diyalog...
"Sınav nasıl geçti lan
bok gibi...
hadi yhaa
senin
aynen ben bi halt anlamadım türkçe testinte az kestirmiştim
hay allam alemsin
napim lan ben öyle test görmedim
aslında doru diyorsun
bunlar bide kolay sorcam diyordu bu kolaysa onların kafasında sorun var demektir
haha biz hiç öyle test görmedik
haha"
Sonra onları eve çağırdık çitos cart curt alıp oturduk hem yiyoruz hem lak lak yapıyoruz. Hiçte efkarlı bir gün değildi. Tabi benim açımdan...
Aaaa unuttum sağolsun abim çok yardımcı oldu. Aradı mesaj çekti. Bana bildirin dedi. Sakin ol stres yapma yapabildiğin kadar illa kazanman şart değil. Zaten hiç bu dersleri görmemiştin meslek dersi gördün sen diye biraz da olsa rahatlatmıştı.
--------
Aradan 10 veya 15 gün geçtiği zamanlar...
--------
Annem eski haline geri döndü. Evet eski halini neden sevmediğimi şimdi daha iyi anlıyorum. Kadın bir beş dakka oturmuyor.
"Akain mutfağı sildin mi?
Tahtaları sildin mi?
Taşları sildin mi?
Bulaşıkları yıkadın mı?
Evi süpürdün mü?
Camları sildin mi?
Toz aldın mı?
Dolabını topla..
Bak buranın tozunu iyi alamamışın. Bir daha sil.
Çamaşırları as, topla...
Ütüyü yaptın mı?
Ya sabır delircem.
Tamam belli ölçüde iş verilir de böyle didik didik peşimde
dolanması delirtiyor beni... Kurs bitti. Annem temizlik hastası oldu çıktı.Adını da yaz temizliği koydu. Mübarek bu yaz temizliğide 2 hafta oldu bitmedi gitti. Beğendiremiyorumda bir daha sil güzel olmamış. Kendide benim gibi siliyor. Ama benimkini beğenmiyor. Halıları bile yıkadık. En nefret ettiğim şey bide. Onca şeye katlanırım ama ona, helede babam abim olmayınca çok zor oluyomuş harbiden... Az daha balkondan uçuyodum aşağıya... Küçük çaplı adrenalin yaşadım...
Umarım bu temizlik hastalığı kısa sürer yoksa en mefta olabilirim.
---------
Aradan 22 gün geçmiştir.
---------
Biraz düzelme yaşadı sanki ama daha hiç bir şey belli değil tam teşhis konulamadı. 
Blood+
Şuan da yeni başladığım, bir anime olarak begendiğim ve daha 10. bölümde olsam bile yazmak istedim. Blood+ ne mi? Bence mükemmel bir anime... Duygusal, aksiyon, drama, canavarlar, aşk... Yani kısacası ne ararsan var bu anime de...
Saya normal bir gün geçirmekte ve yarışlara katılmak için hazırlanmaktadır. Arkadaşının sesiyle hayalinden çıkarak "Nasıl bu kadar yemek yiyip şişmanlamıyorsun?" diyen arkadaşına "Bilmem." demektedir. Onu izlemekte olan birilerin olduğunu hissetmektedir. Geçmişini hiç hatırlamamaktadır. Eve Kai (abisi) ile birlikte motorla döner. Ama bir yerden sonra ayrılırlar yürüyerek eve gelir. O sırada birşey unuttuğunu farkeder. Uğurlu spor ayakkabılarını, o anda uğurlu spor ayakkabıları olmadan yarın ki yarışa katılamam düşüncesi ile koşarak dükkandan çıkar. Okula giderken bir müzik duyar. Gözlerini kapatır ve eski zamandaki yaşamından bir kaç kesit görmeye başlar. Ve tam bir kapıyı açtığında "Yapma" diye bağırarak düşer. Müzisyen ve orada ki diğer kişiler ona bakar. Hızla düştüğü yerden kalkarak okula doğru koşar. Okul kapalı olduğundan kapısına tırmanıp içeri girer.
Tam ağacın oraya gelir ki o müzisyen çıkar ve sarılını elini çıkartır diğer elinde ise bir bıcak vardır. Çığlık atarak geriye doğru koşmaya başlar. O sırada öğretmenine çarpar. Direk "Hocam orda katil vardı. Elin de sivri bişi vardı." ama hocası hiç tınlamaz hatta yok diye şaka yapar. Ama beş saniye sonra onu biri yukarı çeker ve param parça eder. Aşagıya atladığında ise bunun bir canavar olduğunu görür. Okula doğru koşarken canavar bağırır, o sırada kulakları patlatacak kadar yükses bir ses çıkar. Hızla okulun kapısını kapatır. İki yumrukla kapıyı yerle bir eder. İçeri doğru koşarken o adamı görür. Bıçağı fırlatır. Yaratığın tam gözüne gelir. Oysa Saya ona fırlattığını düşünür. Yaratık Saya'ya vurduğunda ise o kişi zıplayarak yaratığa bir tane tekme fırlatır. Saya'yı kucağına alıp bir sınıfa girer. Onun bir "Chiropteran" olduğunu söyler. Haji yaratık olan elini çıkartır ve kanından içmesini
söyler. Saya kaçmaya çalışır. Haji tutarak kendine çeker kanından bir yudum alarak Saya'yı öper. Gözleri daha, daha da kırmızılaşmaya başlar. Eski Saya geri döner. Haji "Saya Savaş" sadece bu sözcükler... Yaratığı kendi kanını kılıca sürerek ikiye böler. Kai Saya'yı geri almak için okula döndüğünden bu manzarayı ve Saya'nın değişimini görür.
Artık o günden sonra Saya için ayrı bir yol çizilmiştir. Ne olursa olsun yakınlarından birine zarar vermicek ve bunun için savaşacaktır. İnsanların genleriyle oynayıp onları canavarlaştıran kişilere karşı savaşacaktır. En önemlisi Diva'ya karşı... Diva kim mi? İsterseniz izleyin ve ona siz karar verin. 
>Abim Geldi!<
Evet evet evet abim geldi. Ve evet geldiğinin 2. günü de iki pc'yi de çökerdi. Allam gelde deli olma... Resmen çıldırdım.
Hatta 2. günü evde 8.2 şiddetinde kavga bile ettik. Birbirimizi çok özlediğimiz ne kadar da belli oluyor değil mi? (Kısacası ikimizde birbirimizle dalaşmayı özlemişiz.) 2. günü ayriyetten kitaplığı düzenlicem diye bir sürü kitabı mı karne mi ve ÖSYM formunu atmış. Bağırdım doğal olarak. 
Akain:Ne bu böyle. Benim eşyalarımı niye atıyorsun?
Abim:Onlar benim eşyalarım.
Akain:Senin eşyaların mı? Bu ne peki..
Abim:Neymiş.
Akain:Karnem körmüsün. Aaaaa
Abim:Her neyse o arada kaynamış. Bunların hepsi atılcak zaten.
Akain:ÖSYM formunu niye atıyorsun. Manyakmısın sen yaa.
Abim:Ondan bende de vardı bir işe yaramıyor...
Akain:Senin ki 2005 tabiki işine yaramaz.
Direk elinden çöpe doğru götürdüğü poşedi kaptım. Diğer eşyalarımıda ayırmıştım. Poşe de bir baktım oda ne ajandalar, cd kapları, cd'ler...
Akain:Yaw bıraksana inanmıyorum yaa cd kaplarını niye atıyorsun.
Abim:Artık yeni teknolojik aletler çıktı bunlar bir işe yaramaz.
Akain:Yaw bari içlerine bir bak içlerinde önemli cd'ler vardır belki.
Birisinin içine bakıyorum. Cd diğerine bakıyorum cd..
Akain:Yaw bak cd'ler var sana demiştim.
Abim:Bunlar bir işe yaramaz.
Akain:Nasıl bir işe yaramaz bak süper cd.
Abim:Ne işine yarıcak, süper cd ne yaa..
Akain:Bu süper cd atma onu o benim.
Abim:Süper cd ne oluyor daha ne işe yaradığını bilmiyorsun.
Akain:Belki önemli nerden biliyorsun.
Abim:Ya sabır... Kitaplığı boş şeylerle doldurmuşun.
Akain:Sanki sen hiç boş şey koymuyorsun.
Abim:Bana ayırdığın yere bak 1 tane... Senin ki 5 tane gözün doysun...
Akain:Yaw sen bakmıyon ki zaten.
Abim:Olsun Yer ayrılcak bana ordan...
Akain:Öff tamam.
Tam 3 boşat attık. ÖSS çalışma kitaplarının bir kaçınıda konuşma aynen böyle...
Akain:Bunları niye atıyorsun.
Abim:Yaw baksana tarihlerine 1998 bunlar çıkmaz bile...
Akain:Öyle deme ya çıkarsa...
Abim:Yaw delirtmesene kızım beni 2000...
Gülmeye başlar bir yandan da bağırıyordur.
Abim:1996 yaw ben daha 9 yaşındaydım o zaman...
Akain:Yaw bırak sen.
Abim:At şunları ben sana alırım yenilerini bunlara çalışılmaz. Baksana 2000 ve 2001.
Akain:Ya çıkarsa...
Abim:Kızım delirtme...
Aslında haklıda sadece alışkanlıktan dolayı böyle, ben eşyalarımı pek atmayı sevmem. Şayet temizlerken 7. sınıfta ki kompozisyon yazımı buldum. Ama yazıyı okuyamadım. Karınca yazısı gibi minnacık yazmışım yok böyle bişi...
He bu arada da ajandaları atmamasına da bir çözüm yolu buldum.
Akain:Anneee bomboş ajandayı atıyo tut şunu.
Odadan kaptığı ajandayı çöpe atmak için koşan abimi annem yakalayamadı. Son sürat koşmaya başladım.
Akain:Heyt.
Zıplamamdan ikimizde yere yuvarlandık.
Abim:Bunlar bir işe yaramaz.
Akain:Lan delimisin nesin, sanane ne atıyon, dolu olsa gam yemicem, bom boş ajanda yaw. Birisine veririm en azından niye atıyon. 
Abim:Olsun hayvan gibi, buna bişi yazılmaz.
Akain:Ben yazarım.
Abim:Delii yaaa
Akain:Sensin deli.
Ehh artık bir hafta boyunca böyle sürüp gitti. Aslında özlemişim birisiyle boğuşmayı, anlaşılan oda öyle bol bol fotoğraf çekildik. En çok eski fotolarımın silinmesine üzüldüm. Çanakkalede çekildiğim okulda, piknik yaptığımız abiminde lisede çektiği, iş yerinde çektiği fotolar, Tekirdağda çektiği fotolar felan hepsi gitti. İkimizde bir daha bulamıcamız o fotolara üzüldük. Ama bir o kadar da güldük. Espiri üzerine espiri komiklik üzerine komiklik...
Yemek yiyoruz ben yemek ortasında gülmeye başladım. "Abi" dedim daha sözümü demeden anlamış olcak ki oda gülmeye başlamıştı.
Annemi korkutma operasyonu yapmıştık. Oda başarılı olmuştu. Anlattık anlattık. Şimdi nasıl yolcu etcem diyorum. Geldimi gitmesi zor oluyor.




